Hayalin bir dağın tepesine karlarla kaplı olsa da ateşle iz bırakmak kadar zor bir şey olsa bile peşini bırakma. Önce hayal eder, sonra o hayale inanırsın; nasıl yapabileceğini tasarlar ve denersin, yılmadan. Yeterince denersen, neden olmasın? Onlar tam da bunu yaptı. Karlarla kaplı Kartalkaya’nın zirvesine ateşle iz bırakabileceklerine inandılar. Burn, sadece ihtiyaç duydukları cesaret ve enerji desteğini sağlayarak bir hayali ateşledi. Onlar da tutkularının peşinde yola çıktılar. Boardlarını hazırladılar, pompalarla modifiye ettiler, rampalarını kurdular ve kaydılar. Olmadı, baştan aldılar, onları amaçlarına ulaştıracak şartları gerçekleştirmeyi başarana kadar, tekrar tekrar. Ve 3. gün de bitip gece yarısı olduğunda Kartalkaya’da istedikleri ateşi yakmayı [ Devamını oku ]
Daha önce Galata Kulesi’nde yaptığı project mapping ile dikkatleri üzerine çeken 8×4, yeni ürünleri olan Beauty ve Beast için bu sefer de Rumeli Hisarı’nda görkemli bir project mapping uygulaması yapmış. Fantastik gösteriye, hepimizin yakından bildiği Güzel ve Çirkin masalı ilham vermiş. Birbirine kavuşamayan iki aşığın kötü niyetli ejderhaya karşı olan savaşı konu edilmiş. Ejderha masalın sonunda 8×4′ün yeni kokularına yenik düşüyor ve aşıklar kavuşuyor. Bu arada söylemeden edemeyeceğim; 8×4 gerçekten de hoş ve güçlü kokulara sahip… Deodorant özelliğinin yanında bir parfüm gibi de rahatlıkla kullanılabilir. Gösteriyi Rumeli Hisarı’nda seyredemeyenler için aşağıda paylaşıyorum. 8×4 dünyasını Facebook’tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye Bir [ Devamını oku ]
Whitney Houston, milyonlar satmış bir yıldız… Dünyanın en iyi R&B seslerinden biri… Hikayenin trajik yönü ise, uzun yıllar süren mutsuz bir evlilik, sorumsuz bir eş yüzünden başlayan kokain bağımlılığı ve sadece 48 yıl süren ve Los Angeles’ta bir otel odasında son bulan bir yaşam… Bu dünyadaki yolculuğuna 9 Ağustos 1963 yılında başladı. Genlerinde zaten müzisyenlik vardı. Annesi ve kuzeni kendi gibi ünlü R&B şarkıcısıydı. Vaftiz annesi ise dünyaca ünlü müzisyen Aretha Franklin idi. 80′li yıllarda ünlü isimlere vokalistlik yaptıktan sonra nihayet kendi kontratını imzaladı. Kısa sürede müzik dünyasının siyah incisi olarak parladı. Michael Jackson, Madonna gibi bir yıldız oldu. 90′larda [ Devamını oku ]
Son yıllarda televizyonda yapılan programlara baktığımda Türkiye’nin geleceği için açıkçası çok olumlu düşünemiyorum. Hatta her geçen gün biraz daha kötü düşünceler kaplıyor içimi… Klasik yorumlara girmeyeceğim, yok efendim “TV’de yayınlanan programlar çok kalitesiz”, neymiş efendim “kaliteli, orijinal hiçbir şey yok”, “ay ben hiç izlemiyorum” gibi geyik yapmayacağım. Çünkü TV’de kalite derdinde değilim. TV denilen ve her evde olan aletin insanları eğitmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanları eğitmesi gereken daha önemli olgular var: Aile, çevre, okul ve bunun gibi… Eğitilmiş bir birey zaten ne yapıp ne yapmayacağını, ne izleyip izlemeyeceğini bilir, ona göre hayatını yaşar… Günümüzde zaten TV’de her saat her türlü programlar mevcut, isteyen [ Devamını oku ]
Aslına bakarsanız ben futboldan son zamanlarda herkes gibi soğudum. Bu sene biraz iğme kazanan takımım Galatasaray da olmasa inanın hiç maç falan izlemeyeceğim. Ancak futbol öyle bir oyun ki, ondan bir ara kopabilirsiniz, ilgilenmeyebilirsiniz, takımınızda tanıyamadığınız futbolcular da olabilir, ancak eninde sonunda sizi kendine çeker. Bazen yoldan geçerken karşınıza çıkan bir teneke kola şişesine vole vurmak istediğinizde, bazen mahalle çocuklarının topu size doğru yavaş yavaş süzüldüğünde… İçinizdeki o ateş birden bire yine yanar ve kendinizi yeniden statlarda ya da TV karşısında görmek, takımınız için heyecanlanmak, gol atınca sevinmek, yenilince ağlamak istersiniz. Ben inanıyorum batağın içindeki futbol da er-geç eski günlerine dönecek, [ Devamını oku ]
Uzun süredir buradan yazı yazmıyordum, isterdim ki olumlu bir konu için yazayım. Neşe dolsun içimiz. Ancak maalesef olumlu bir konu yok ortada. “Marka olmak” demek reklam ve pazarlama faaliyetlerine milyon dolarlar harcamak demek değildir. Marka olmanın birinci koşulu müşterinin değerini bilmektir. Müşteri demek, bir markanın en önemli en değerli varlığıdır. Sadık bir müşteriyi milyon dolarlık reklamlarla kazanamazsınız, sadık bir müşteri kazanmanın tek yolu onu koşulsuz şartsız memnun etmektir. Gelelim konumuza, Anneciğim yılbaşı vesilesiyle oğluna (ki bu ben oluyorum) 15 Aralık’ta Astoria Mavi’den 95 TL değerinde bir kadife pantolon almış. Lakin ben bir süredir zayıflama aşamasındayım. Birkaç beden küçüldüğümden aldığı pantolon [ Devamını oku ]
Yer Ömerli, İstanbul… Festivalin adı H2000. Haliyle de sene 2000. Türkiye’nin ilk kamp kurmalı festivalindeyiz. Tüm gece boyunca durmadan yağmur yağdı durdu… Ancak bizdeki müzik dinleme hevesinde bir azalma olmadı. Giyecek çorap bile bulamadık, sırılsıklam olduk ama o sene orada olmaktan büyük keyif aldık. Şimdi olsa o tadı alır mıyız? Bu sahtelik içinde zor, çok zor azizim!
Dostum Aytek Karadeniz 1998 yılında Okay Temiz’ den ritm üzerine dersler alarak müzik hayatına adım atar. Okay Temiz ile bir sene çalıştıktan sonra Bulutsuzluk Özleminin davulcusu Utku Ünal ile davul derslerine başlar. Üç sene boyunca aralıksız derslerin ardından 2002 yılında burslu olarak “Akademi İstanbul Jazz Müzik Ensemble” bölümüne kabul edilir. Burada; Pop, Jazz, Rock müzik üzerine notasyon ve armoni eğitimi alır. Aynı zamanda okulda davul çalışmalarına Selim Göksu ile devam eder. Eğitimi sırasında; Bülent Ortaçgil, Sarp Maden, Fuat Güner, Ayşe Tütüncü ve Akın Eldes gibi müzisyenlerle Orkestrasyon dersleri üzerine çalışmalarda bulunan Aytek, her sene çeşitli performanslar sergiler. Beş senedir özel [ Devamını oku ]







