AlpSolak.com

Her şey olabilir, hiçbir şey olamaz!

Mart 2009 için arşiv

25 Mart 2009

Bugün yazasım var. Bazen hiç olmuyor ama bugün var. Bazen bu dünyadan başka dünyalara astral seyahat mi yapıyorum nedir bilinmez, içimdeki tüm enerji çekiliyor ve günler birbiri ardına sıra gelen aynı durumlar vaziyeti halini alıyor. Bazen de kendi içimden bir ses “Oğlum bugün sende ışık var, git bir şeylerle uğraş, boş boş durma, vazgeçme” diyor. İşte bugün öyle günlerden biri. Umutsuz olmak ve umutlu olmak işte bu kadar değişime ve içsel kargaşaya açık konular. Bir gün içinde tamamen değişebiliyor. Yaşadığın her gün bazen bir ızdırap olabilirken, nefes aldığın her saniye hiç bitmesini istemediğin bir dizi gibi insanı sürükleyip götürebiliyor. Aslında  [ Devamını oku ]

25 Mart 2009

Kendinizi en iyi hissettiğiniz yer neresi? Durun siz söylemeyin! Kendim sorup kendim cevap vereyim. Tabii ki, sıcacık evimiz. Kira ya da sizin, insanın bu dünyada bir mekânı olması kadar güzel bir şey yok. Keşke dünya üzerindeki 6 milyar (ya da 7 milyar) insanın hepsi bu duyguyu tadabilse. Başını sokacak, sıcak bir yuva sahibi olsa… Büyüklüğü de önemli değil. Örneğin benim evim 53 metrekare stüdyo daire. Ama o kadar keyifli ve huzurluyum ki burada, her insan hayatının belli bir döneminde evlenmeden böyle bir özgürlük tadabilmeli. Ya da böyle harbi çok iyi anlaştığın sevgilin olacak sadece. O zaman yalnız olmaktan da daha  [ Devamını oku ]

24 Mart 2009

Amerika’nın haftalık haber degisi Time hatırı sayılır bir süre önce, internet sitesinde kadınların neden erkeklerden daha uzun yaşadığını anlatan araştırmasına yer vermişti. Hızla sanayileşen dünyada kadınlar hâlâ erkeklerden 5-10 sene daha fazla yaşıyor. 100 yaşından fazla yaşayanların yüzde 85′ini kadınlar oluşturuyor. Boston Üniversitesi’nde ‘New England yüz yaşını aşanlar araştırmaları’nın kurucusu ve ‘livingto100.com’ sitesinin yaratıcısı Tom Perls bunun nedenlerini anlattı. Uzun yaşamanın sırrı nerede? Kalp sağlığı uzun yaşamda en önemli organlardan biri. Bu yüzden kalp sağlığına dikkat edilmeli. Kadınlarda kalp krizi ve hastalıkları genellikle 70′li yaşlarında başlarken erkeklerde 50′li yaşlardan itibaren görülüyor. Demir hücrelere zarar verebiliyor. Demirin kaynağı olan kırmızı et  [ Devamını oku ]

24 Mart 2009

SSUK’tan Türk halkına çağrı: Sigara yasağına uy, uymayanları uyar Türkiye’de tütün ürünleri tüketimini azaltmayı hedeflemiş sivil toplum örgütleri ve devlet kurumlarının birlikte oluşturduğu Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi (SSUK),  yılda 50 milyar dolar kayba, 100 bin kişinin ölümüne neden olan sigara tüketimini en hızla azaltacak önemli bir reçete olan kanuna uyum ve destek için Türk halkına çağrı yapıyor: Sigara yasağına uy, uymayanları uyar! Türkiye’deki 22 milyon sigara içicisi, nüfusun sadece %30′unu kapsıyor. Bu durum nüfusumuzun yarıdan fazlasının sigara içmediğini ortaya koyuyor. Kanunun öngördüğü yasakların yerine getirilmesi halinde, kapalı ortamlarda başkalarının sigara dumanına maruz kalan sigara içen veya içmeyen kişilerde görülen  [ Devamını oku ]

24 Mart 2009

Aşk mektubu yazmak normal bir mektup ya da e-posta yazmaktan farklıdır çünkü içine aşkınızı en iyi şekilde yansıtacak duygularınızı katmanız gerekir. Özellikle internetin çıkmasıyla birlikte 19. yüzyılda yazılan güzel aşk mektupları iyice azaldı. Bu sebeple aşkına mektupla seslenmek isteyenler için şaşırtıcı ve etkileyici aşk mektubu yazmayı size öğretmek istedik. İhtiyaçlar Zarfı kapatmak için mumdan yapılmış mühür Kâğıt Zarf Şiir kitabı Parfüm Pul Dolma kalem 1. adım: Mükemmel kâğıt ve kalem kullanın. Bazıları aşk mektuplarını klasik ofislerde kullanılan kâğıt ve kalem ile yazıyor. Bu tip malzemeler romantik bir hava yaratmaz. Bu sebepler kalın, kaliteli, zarif bir kâğıt kullanmalısınız. Sıradan bir kalem  [ Devamını oku ]

24 Mart 2009

Mtv ve The Body Shop, AIDS’e dikkat çekmek için geçtiğimiz günlerde bir anket düzenlemişti. 16-24 yaş arası gençlerle yapılan anketin sonuçları şu şekilde: 16-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 52′si HIV ve AIDS virüsünü kendileri için büyük bir tehlike olarak görüyor. Gençlerin yüzde 34′ü korunmasız olarak cinsel ilişkiye giriyor. Erkekler kadınlara oranla, AIDS hastalığına yakalanma konusunda daha fazla endişe duyuyor. Her 10 kadından 7′si cinsel ilişki sırasında korunmanın, erkeklerin görevi olduğunu düşünüyor. 6 kadından yalnızca biri çantasında kondom taşıyor. Her 10 kadından 7′si partnerleri kondom kullanmıyor ise cinsel ilişkide bulunmayı reddediyor. Dünyada 40 milyonun üzerindeki insan, HIV ve AIDS virüsü taşıyor  [ Devamını oku ]

24 Mart 2009

At home, drawing pictures of mountain tops, with him on top. Lemon yellow sun. Arms raised in a v, and the dead lay in pools of maroon below. Daddy didn’t give attention, oh, to the fact that mommy didn’t care. King Jeremy the wicked, oh, ruled his world. Jeremy spoke in class today. Jeremy spoke in class today. Clearly I remember pickin’ on the boy, seemed a harmless little fuck. Ooo, but we unleashed a lion. Gnashed his teeth and bit the recess lady’s breast, how could I forget? And he hit me with a surprise left. My jaw left  [ Devamını oku ]

20 Mart 2009

Merhabalar efendim… Dün günlüğümde belirttiğim gibi abimde geceledim. Öğleden sonra uyandım ve biraz evde oyalandıktan sonra (kahvaltı vesaire…) akşam 6 gibi evden çıkarak, annemlere doğru hareket ettim. Yani, Yenilevent’e… Osmanbey’den metroya binip 4. Levent’e gitmeyi planlıyordum. Evden çıktım, birazcık yürüyüp metro istasyonuna ulaştım. Bir jeton alıp turnikeleri geçtim ve tünellerin bulunduğu perona doğru yürümeye başladım. Dün yazdığım günlük yazısında ‘Ben toplu taşımadan haz etmem’ diye bir cümle kullanmıştım. Aslında toplu taşıma ulaşımın en modern ve akıllısı. Asla itirazım yok, keşke herkes arabasını evinde bıraksa ve modern metro, metrobüs ya da başka toplu taşıma araçlarını kullanarak sıkışıp tost olmadan evine-işine gidebilse…  [ Devamını oku ]

19 Mart 2009

Evet, başlıktan da anlaşılacağı gibi bu aslında boş bir yazı. Yani, laf olsun, torba dolsun işlerinden… Saat 03.45… Günlerden 19 Mart oldu herhalde… Ve şu an abimin evindeyim. Ağabey yazmıyorum çünkü artık Türkçe’de ağabey yazmak bana saçma geliyor. O yüzden TDK bu kelimeyi artık ‘abi’ olarak kabul etmeli… Şaçmalamayım… Perşembe oldu. Demek ki, yarın yeni bir iş hayatına başlıyorum. Şirkette oturduğum yer ve çalışma arkadaşlarım değişiyor. Yeni bir bölüm ve yeni bir heyecan. Bilmeyenler için söyliyeyim hemen: DHA’da editör olarak işe başlıyorum. Hani daha önceki yazımda, Hürriyet’teki sonum oldu yazmıştım ya, aslında olmadı. Yine aynı binada, aynı katta ama farklı  [ Devamını oku ]

17 Mart 2009

Bitenleri sevmem ama sabit kalanları da. Bir şey ya sürekli değişmeli, gelişmeli, ya da biran evvel bitmeli. Sonlar, her zaman mutsuz olmaz. Ya da ilk başta mutluluk vermez. Etkisi, süreç işledikçe hissedilir. Eskilerin dediği gibi de, “Her işte bir hayır vardır.” Demin günlüğüme baktım. En son 24 Şubat’ta yazmışım. Demek ki, o günden bugüne hayatımda belirgin bir durum olmamış ya da benim anlatacaklarım içimde birikmiş. İkisinden biri, belki de her ikisi… Uzun zamandır zaten bitişi bekliyordum. O yüzden gazetemizin kapanması benim için sürpriz olmadı. Buna hazırlıklı mıydım peki? Hayır… Ben panik yapmayı ya da panik olmayı sevmem. Elbette, benim de  [ Devamını oku ]

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes