Bugün benim doğum günüm. 30′a 1 kala hayat devam ediyor. Geri kalan 29 yılın muhasebesini yaptığımda, toplayıp çıkardığımda hayatımda güzelliklerin ağır bastığını söyleyebilirim. Öncelikle yanlışım ve hatalarım da olsa özünde iyi ve doğru bir insan olduğumu düşünüyorum. Son 6 – 7 yılım büyük mücadeleler içinde geçti. İnsan üniversiteyi bitirince birden kendini büyük bir mücadelenin göbeğinde buluyor. Elbette, bu herkes için geçerli değil, ancak çalışmak, kazanmak, üretmek ve kendi emeğinden elde ettiği iyi-kötü gelirle geçinmek için yaşayan insanlar için bu durum böyle… Ben de hemen ilk iş askerliği geride bıraktım, ondan sonra da kendimi kurtlar sofrasında buldum. Bu sofrada eğri adamlar [ Devamını oku ]
‘Günlük’ için arşiv
Uzun süredir yazamıyorum. Yoğunum, kargaşadayım. Ya da bu bir bahane, bilmiyorum. Tek bir şey var bildiğim, uzun süredir yazamıyorum…
Merhaba günlük, Yine bayadır yazmıyordum. Bugün bir yazayım dedim sana… Aslında hem günlük yazısı yazmak hem de dünün en önemli olayı Galatasaray – Fenerbahçe maçından biraz bahsetmek istedim. Önce biraz klasik günlük yazısı yazayım, sonra derbiden bahsedeyim… İki ayrı yazı yazacak halim yok, saat gecenin 2′si ve yarın iş var. Dün, 4 senedir görmediğim eski kız arkadaşım Burçun’la buluştum. Onu yıllar sonra görmek güzeldi. Ne yazık ki, bazı olaylar yüzünden yıllarca konuşmadık ama ben bunu istememiştim. İnsanlar bu hayatta değer verdikleri kişilerle sonsuza kadar küs kalmamalı. Ben her zaman onun iyiliğini istedim, her zaman mutlu olmasını diledim. Umarım, bundan sonra [ Devamını oku ]
Ben kırgınım. Hem de çok kırgınım… Dünyaya 1981′de geldim. Darbe sonrası sanki lanetli bir kuşak olarak doğmuşum… Çocukluğum, gençliğim ve hâlâ genç sayılırsam şimdiki hayatımın bir muhasebesini yapınca eşittir çizgisinin altında kalan tek şey ‘kırgınlık’ oluyor. Türkiye’de 28 senede çok şey değişti. Krizlerle, savaşlarla, terörle, bombalarla, AB ile, Kıbrıs’la yatıp kalktık. Suni gündem maddeleri o kadar çabuk değişti ki, bir gün önce olanı ertesi gün unutuverdik. Toplum yozlaşmaya, gençler kandırılmaya, kapitalizm dünyanın tek hakimi olmaya başladı. Televizyon renklendi, kanallar amip gibi çoğaldı, özel radyolar açıldı, internet ortaya çıktı ama birçok şey de yok oldu. Dünyada statü getiren tek şey de [ Devamını oku ]
Bugün yazasım var. Bazen hiç olmuyor ama bugün var. Bazen bu dünyadan başka dünyalara astral seyahat mi yapıyorum nedir bilinmez, içimdeki tüm enerji çekiliyor ve günler birbiri ardına sıra gelen aynı durumlar vaziyeti halini alıyor. Bazen de kendi içimden bir ses “Oğlum bugün sende ışık var, git bir şeylerle uğraş, boş boş durma, vazgeçme” diyor. İşte bugün öyle günlerden biri. Umutsuz olmak ve umutlu olmak işte bu kadar değişime ve içsel kargaşaya açık konular. Bir gün içinde tamamen değişebiliyor. Yaşadığın her gün bazen bir ızdırap olabilirken, nefes aldığın her saniye hiç bitmesini istemediğin bir dizi gibi insanı sürükleyip götürebiliyor. Aslında [ Devamını oku ]
Evet, başlıktan da anlaşılacağı gibi bu aslında boş bir yazı. Yani, laf olsun, torba dolsun işlerinden… Saat 03.45… Günlerden 19 Mart oldu herhalde… Ve şu an abimin evindeyim. Ağabey yazmıyorum çünkü artık Türkçe’de ağabey yazmak bana saçma geliyor. O yüzden TDK bu kelimeyi artık ‘abi’ olarak kabul etmeli… Şaçmalamayım… Perşembe oldu. Demek ki, yarın yeni bir iş hayatına başlıyorum. Şirkette oturduğum yer ve çalışma arkadaşlarım değişiyor. Yeni bir bölüm ve yeni bir heyecan. Bilmeyenler için söyliyeyim hemen: DHA’da editör olarak işe başlıyorum. Hani daha önceki yazımda, Hürriyet’teki sonum oldu yazmıştım ya, aslında olmadı. Yine aynı binada, aynı katta ama farklı [ Devamını oku ]
Bitenleri sevmem ama sabit kalanları da. Bir şey ya sürekli değişmeli, gelişmeli, ya da biran evvel bitmeli. Sonlar, her zaman mutsuz olmaz. Ya da ilk başta mutluluk vermez. Etkisi, süreç işledikçe hissedilir. Eskilerin dediği gibi de, “Her işte bir hayır vardır.” Demin günlüğüme baktım. En son 24 Şubat’ta yazmışım. Demek ki, o günden bugüne hayatımda belirgin bir durum olmamış ya da benim anlatacaklarım içimde birikmiş. İkisinden biri, belki de her ikisi… Uzun zamandır zaten bitişi bekliyordum. O yüzden gazetemizin kapanması benim için sürpriz olmadı. Buna hazırlıklı mıydım peki? Hayır… Ben panik yapmayı ya da panik olmayı sevmem. Elbette, benim de [ Devamını oku ]
İnsanın hayatında her zaman her şey olması gerektiği gibi gitmez… Olmaması gerekenler de kümülatif etkiyle birbiri peşi sıra dizilir. Tıpkı tespih gibi… Birini çeker geride bırakırsın, bir başkası gelir, yorar seni… Geride bıraktığının etkisi, sonradan gelene kendini miras bırakır. Böylece üzerindeki yük her geçen gün daha da artar. Gerilir, gerilir, sonunda patlarsın. Böyle durumlarda hep bir ‘reset’ tuşum olsun isterim. Her şeye baştan başlayabilmek, sistem belleğini boşaltmak, gereksiz bilgileri silmek, kullanılmışları yok etmek, virüsleri temizlemek… Kısaca ferahlamak… Yüklerden kurtulmak, her şeye 0′dan başlayabilmek. O’a inip tekrar 1′e çıkmak. 1′den 2′ye atlamak, 3′ten 5′e bir anda çıkabilmek, sonra geriye dönecek enerjiyi [ Devamını oku ]
Yukarıdaki başlık sadece Akbank reklamında duyduğum repliktir ve bu yazıyla hiçbir alakası yoktur. Merhaba günlük, Yorgunum, havalardan mı bilmem enerjim düştü gene ama ne bileyim çalışmak istiyorum devamlı fakat vücudum izin vermiyor. Biraz dinlensem iyi olacak herhalde. Hiç sevmiyorum ‘tembel teneke’ olmayı fakat işte 10-12 saat geçiren biri olarak ister istemez yoruluyorum. O yüzden sana yazamadım bir süredir… Fakat bu hiç yazmayacağım anlamına gelmez. Seninle konuşmayanı hayatımda neler değişti ya da değişmedi ondan biraz bahsedeyim. İşle alakalı çok fazla çalışmaya başladım. Artık daha çok yoruluyorum ve daha geç çıkıyorum işten. Gazetenin yeni formatı yorucu ve üzerinde çok çalışmak, ince eleyip [ Devamını oku ]
Evet günlük, Uzun zaman oldu ha! Bence de… Yazmak çok istiyorum sana ama çok yoğunum bir sürü şey var yapacak anca sıra sana geliyor. Yaaa… Tamam küsme. Telafi ederim ben geçen zamanı, sen üzme tatlı canını, elle patlıcanı… Neyse geyiksel günlük girişimizden sonra gelelim fasulyenin faydalarına. Gaz yapar… Onu da geçelim… Başlayalım… Neler var, neler yok! Valla ne olsun iyilik sağlık öncelikle. Bugün Deniz geldi. Sabahtan… 12.30 gibi damladı. Oturduk önce bir kahvaltı yaptık. Dün markete gitmiştim neyse ki, biraz pastırma, biraz salam, peynir falan almıştım. Azar azar, ucundan azcık… Bu arada yerde toz bırakmayan Vileda aldım. Daha doğrusu umarım [ Devamını oku ]