Son yıllarda televizyonda yapılan programlara baktığımda Türkiye’nin geleceği için açıkçası çok olumlu düşünemiyorum. Hatta her geçen gün biraz daha kötü düşünceler kaplıyor içimi… Klasik yorumlara girmeyeceğim, yok efendim “TV’de yayınlanan programlar çok kalitesiz”, neymiş efendim “kaliteli, orijinal hiçbir şey yok”, “ay ben hiç izlemiyorum” gibi geyik yapmayacağım. Çünkü TV’de kalite derdinde değilim. TV denilen ve her evde olan aletin insanları eğitmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanları eğitmesi gereken daha önemli olgular var: Aile, çevre, okul ve bunun gibi… Eğitilmiş bir birey zaten ne yapıp ne yapmayacağını, ne izleyip izlemeyeceğini bilir, ona göre hayatını yaşar… Günümüzde zaten TV’de her saat her türlü programlar mevcut, isteyen [ Devamını oku ]
‘Yorum’ için arşiv
Geçtiğimiz gün gece saat 23.15′te Kütahya’nın Simav İlçesi’nde meydana gelen deprem, hissedilen tüm illerde ve İstanbul’da da yürekleri ağza getirdi. Ben de yüreği ağzına gelen İstanbullulardan biriydim. Uzun yıllardır bu şekilde yusuf yusuf olmamıştım… Sadece 4-5 saniye hissetmeme rağmen, oturduğum koltuğun, tepedeki avizenin ve televizyonun beşik gibi sallanması benim için yeterli oldu… Deprem sırasında ne yapacağımı kesinlikle bilemedim. Birkaç saniye içinde oturduğum koltuktan kalktım ve gidip sallanmaya devam eden LCD TV’yi elimde durdurdum. Sonra dışarı baktım… Karşı apartmandaki insanlar, diğer binalarda yaşayanlar hemen herkes panik olmuştu. Herkes bağırıyor, çağırıyor ve bir yakınını aramak istiyordu. O an tekrar sarsılabilir diye giyinip [ Devamını oku ]
Dün yani 4 Nisan 2011 Pazartesi işten eve gelip bir maç izledim. Maç mı izledim, korku filmi mi izledim anlamadım. İçim ürperdi. Midem bulandı, kusasım geldi ama dedim değmez bunlar için yediklerimden olmaya… Vazgeçtim… Beni bu hale getirende ne korkunç bir sapık katilin maceralarını ne de eciş bücüş yaratıkların, iğrenç mahlukatın insanların kafasını kopardığı bir korku filmi değildi. Sadece Antalyaspor – Galatasaray maçını izledim. Oysa ne hevesle gelmiştim eve… Onca yorgunluğuma, uykusuzluğuma rağmen, beni Salı gününe daha zinde hazırlayacak erken ve güzel bir uyku yerine, genel anlamda sadece takımımın maçlarını izlemek için ayda 100 TL’den fazla para verdiğim dijital platformun [ Devamını oku ]
Bu ay Blog Dergisi için, “Sosyal medyada özgürlük nerede başlamalı, nerede bitmeli” başlıklı bir yazı yazdım. Yazıda sosyal medyanın da tıpkı klasik medya gibi bir etiği olması gerektiğini savundum. Ancak, ne yaparsak yapalım bu etiğin yüzde 100 oluşmayacağını, bunun toplumsal bir sorun olduğunu belirttim.
Bir Ömer Üründül’dür gidiyor yazılı basında ve internet sitelerinde. Yok kötü yorumculuk yapıyormuş, yok klişe laflar ediyormuş, yok efendim futbol bilgisi yokmuş… Bir ton safsata… Memlekette konu kalmadı herhalde (ki her gün onlarca abuk, sabuk konu çıkıyor maşallah) herkes işi gücü bırakmış Üründül’e çakabildiği yerden çakıyor, belden aşağı vuruyor. Ben Ömer Bey’i tanımam, etmem. Kendisini bugüne kadar sadece ekranlarda gördüm. Uzun yıllardır ATV ve TRT’de yayınlanan maçlardaki yorumlarını dinliyorum. Bazen anlamsız laflar etse de, değişik tepkiler verse de Ömer Üründül hiçbir zaman beni rahatsız etmedi. Aksine onun yorumlarını maç sırasında dinlemekten keyif aldım. Televizyona çıkıp yorum yapan ve yaptığı sanan [ Devamını oku ]
Türkiye garip bir ülke… “80 milyon nüfusumuz var” diyoruz, “Çok sayıda gencimiz var” diyoruz ancak ne hikmetse yabancı dil bilen sunucu yetiştiremiyoruz. Bu sebeple yabancı dil gereken bir organizasyon olduğunda hemen Korhan Abay’a sarılıyoruz. O da bu işi iyi yapıyor ve gerçek bir usta… Ancak neden bu topraklar, yabancı dil bilen sunucu konusunda bu kadar çorak… Özellikle koskoca TRT, o kadar kadrolu spikeri, sunucusu olmasına rağmen nedense en az 2 dili şakır şakır konuşan sunucuyu kadrosuna katamıyor. Hatta dil bilen sunucusu da yok herhalde. O sebeple ne zaman yabancı dil gereken bir organizasyon düzenlemek durumunda kalsa, hemen Korhan Abay’a sarılıyor. [ Devamını oku ]
Son zamanlarda duyduğum hiçbir haber bana bu denli “Helal olsun” dedirtmemişti. İyi oldu, hatta “çok güzel” oldu. Bazılarının bildiği, çoğu kişinin bilmediği üzere ben Galatasaray taraftarıyım. Ancak, bu benim memleketin en güzel statlarından birinin (Fenerbahçe – Şükrü Saracoğlu) fotoğrafta görmüş olduğunuz kişiler tarafından yakılmasını hoş karşılayacağım anlamına gelmez. Hatta, büyük bir öfkeyle karşıladığımı söyleyebilirim. Bazılarınız bana “Sana ne” diyebilir, varsın desin, önemli değil. Ama ben ülkemde sebebi ne olursa olsun böyle saçma sapan hareketlerin olmasını istemiyorum. Takımın yenilmiş olabilir, son dakikada tek golle şampiyonluktan olmuş olabilir, hatta ve hatta yanlış anons sonucunda 3 dakikalık yalan bir şampiyonluk sevinci de yaşatılmış [ Devamını oku ]
Merhaba herkese, Uzun süredir yazmıyordum. Ancak bugün bir değişiklik yapayım dedim. Beni bunca zaman sonra yazmaya teşvik edense yukarıda fotoğrafı bulunan Yeşim Salkım oldu. Neden mi? Çünkü bu hanımefendi dün gece Okan Bayülgen’in Disko Kralı programına katıldı. Uzun zamandır kendisini ekranlarda görmüyordum, iyi de oluyordu. Salkım Hanım, yeni bir albüm çıkarmış ve bu albümündeki süper (!) bestelerin tanıtımını yapmak için Bayülgen’in programına çıkmış. Buraya kadar her şey normal! Programa çıktığından beri bir sinir harbi içinde olan Yeşim Salkım, “Bir olay çıkarsam da stüdyoyu terk etsem” ertesi gün tüm haber siteleri, medya siteleri ya da gazeteler beni yazar mı diye içinden [ Devamını oku ]
Devlet-ü Osman-ı Ali’de terfi, öyle ilim irfan ile olmaz. Ya olacak kuvvetle iltimas, Ya olacak madeni haz, Ya da olacak delikle temas. Günümüzde değişen ne var?
Merhaba herkese, Bugün size bir dostumdan bahsedeceğim. Amacım, arkadaşıma bir kıyak- mıyak yapmak değil. Sadece bir yeteneği sizlere tanıtmak ve onu şu ana kadar tanımadıysanız ve yarattıklarını görmediyseniz bu eksikliğinizi gidermeye çalışmak… Sevgili dostum Meral Erdoğan kimdir? Kendisi Türk basınına yıllarını vermiş bir emekçidir ve illüstrasyon alanında profesyonel çalışmalarıyla yıllardır Akşam Gazetesi ve Platin Dergisi’nde herkesin taktirini kazanmış bir sanatçıdır. Meral’le Akşam’dayken tanıştık. 1 seneye yakın birlikte çalıştıktan sonra ben ayrıldım. Daha sonra birkaç projede birlikte çalışma şansına eriştim. Şimdi bu şirin mi şirin, yetenekli mi yetenekli illüstratör arkadaşım emeği göz nuru çalışmaları kendi kişisel blogunda sizlerle paylaşıyor. Eğer dijital [ Devamını oku ]






