Evet bir kampanya başladı, kendini göstermek isteyen herkes orada maşallah. Önce www.ozurdiliyorum.com, sonra www.ozurbekliyorum.com… Ne ülkeyiz yahu… Yıl 1915. Savaş var. Doğu karışık. Dış ülkeler Osmanlı’yı yıkmaya çalışıyor. Bu sebeple içerisindeki azınlıkları ayaklandırıyor. İki tarafta ağır kayıplar veriyor. Ben o yılları yaşamadım. Yaşamadığım, görmediğim olaylara hep şüphe ile bakarım. İki tarafında elinde mutlaka belgeler var. Şimdi bu kadar yıl geçmiş üzerinden. Ermeniler devlet kurmuş, Osmanlı Türkiye Cumhuriyeti olmuş. Üzerinden nesiller geçmiş. Biz hâlâ 1915′i tartışıyoruz. Neden, çünkü yurtdışında bazı ülkeler sözde Ermeni Soykırımını bahane edip üstümüze saldırıyor. Ermeni lobisi o ülkelerde etkin. Sonuçta bizden talep edilen ne… Önce tazminat, sonra [ Devamını oku ]
‘Yorum’ için arşiv
Merhaba dostlar, Uzun zamandır bir yorum yapmıyordum. Artık bir yorum vakti geldi herhalde. Bir ‘Yemekteyiz’dir gidiyor. Yarışma baya tuttu. Herkes giyiyor pijamasını, alıyor cipsini, kolasını, birasını, çayını, geçiyor evde TV’nin başına, açıyor Show TV’yi ve başlıyor insanların birbirlerine yemeğe gitmesini konu alan yarışmayı izlemeye. Ben de izliyorum ve gerçekten çok gülüyorum. Tipler hakikaten komik ve özel seçim. Özellikle bazı laflara kopmamak elde değil. Beni en çok güldürenler şu ana kadar Hasan Bey, Naim, Sahra Hanım ve en son Garip mi ne var o oldu. Bu kadar çeşidi bir araya getirmek valla kolay değil. Sanırım bu anca bizim gazetede ya da [ Devamını oku ]
Herkesin hayran olduğu birileri var bu hayatta. Benim ki biraz farklı. Benim öyle çok beğendiğim, hayran olduğum, birlikte bir gece geçirmek istediğim, posterini odama astığım bir hatun olmadı şahsen şimdiye kadar. Elbette sanat camiasında güzel kategorisine sokacağımız, eli yüzü düzgün, şehvetli, seksi hatunlar var. Kendilerini taktir ediyor ve buradan başarılarının devamını diliyorum. Ama kimse kusura bakmasın ben Kiefer Sutherland hayranıyım. Bu hayranlığım nereden geliyor şimdi ondan bahsedeyim. Yıl 1988 falan sanırım. Video dönemi. Bizde Beta arkadaşlarda VHS video var. VHS daha şekil, havalı. Hatta şöyle bir trip vardı: “O videon VHS artist.” Neyse, adım başı videocular var. Gidiyorsun film bakıyorsun [ Devamını oku ]
Bir polemiktir gidiyor. Yok işte “A.R.O.G. güzeldi”, “Yok kötüydü”, “Umduğum gibi değildi”, “Çok gülmedim” gibisinden bir sürü yorum yapılıyor. Sinirleniyorum. Ama sakin olup şu yazıyı yazmaya çalışacağım. Şimdi filmi izledim. İzlemeden yorum yapanlardan değilim. Güldüm mü? Evet baya güldüm. Çünkü kendimi önceden gelen eleştirilere göre kasmamıştım. Sonuçta gülmek ayıp bir şey değil. Zaten bu ara gülmeye ihtiyacım vardı ve film iyi geldi. Peki çok mu komik, bazı filmlerde olduğu gibi karnıma ağrı girdi mi? Hayır ama zaten öyle bir beklentim de yoktu. Sonuçta bu tip filmler absürd komedi sınıfına gidiyor. Yani evet espirilerin çoğu saçma ve saçma olduğu için de [ Devamını oku ]
İzleyeniniz olmuştur herhalde, son zamanlarda TV’da bir reklam oynuyordu. Küçük bir kız çoçuğu, mutfakta annesinin yanında oturuyor ve annesi mutfak işleri yaparken vırvır konuşuyor, bundan bunalan annesi de kızın ağzına lolipop sokup onu susturuyordu. Şimdi herhalde, “Eee gariplik bunun neresinde?” diyeceksiniz. Baştan söyliyeyim o zaman, bu reklamda hiç bir gariplik yok. Bence başarılı bir reklam. Ben bu reklama, reklamcılık açısından bakmıyorum elbette. Zaten öyle bir haddimiz de yok, bunun bilincindeyim. Benim konum, küçüklükten beri bizi suskun, kabullenen, her şeye eyvallah diyen bireyler olarak bu toplumda yerimizi almamız için elinden geleni yapan zihniyet. Ağaç yaşken eğilir derler, katılırım bu lafa… Şöyle [ Devamını oku ]
Merhaba, Eski sitem Muzikopat.com’a KardanAdam nickli kullanıcının gönderdiği yazıyı tekrar sizinle paylaşıyorum… Kim bu sokaktaki adam? (Bu yazımda, bazı televizyon programlarında bolca karşılastığım ‘sokak röportajları’ adı altında nitelendirilen, vatandaşa karşı tutumun yanlışlığına dikkat çekmek istedim… ) Hani duyarsınız görürsünüz bazen, bir televizyon programında spiker oturtur karşısına bir konuk konusunda uzman, söyleşininde bir anafikri vardır elbet irdelenmesi üzerine. Başlanmadan sohbete denir ki, fütursuzca yüksekten bakarak; ” Bakalım, sokaktaki adam ne düşünüyor?” diye. Başlanır onlara mikrofon uzatmaya, sorulur sorular onları pek ilgilendirmesede, yanından bile geçmez bazen içindeki gerçekliklerden . Dalga geçercesine ardı ardına gelir soruların herbiri, anlamiş gibi yapıp anlamsızca aldığı hali [ Devamını oku ]
Hiç şaşırmadım, 19 Ekim 2006 Dün yorgundum. İşte çalıştık, oyalandık. Akşam oldu. Eve geldik. Yemeğimizi yedik ve ekran karşısına geçtik… Ali Kırca vardı karşımda. Her zamanki gibi formdaydı. Neyse girmeyelim şimdi Alı Kırca’nın maceralarına, çıkamayız işin içinden… ATV Ana Haber’de bir de ne göreyim, kan şekeri düşen ve bayılan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, hastane önünde makam arabasının içinde mahsur kalmış ve balyozla kurtarılmış! Şimdi bu işte ne var diyecekseniz? Burası Türkiye haklısınız. Burada o kadar tuhaf şeyler oluyor ki, bir başbakanın makam aracında kilitli kalması ve canını balyozla kurtarması devede kulak kalır. Bu ülkede her yıl işsizler ordusuna [ Devamını oku ]
Dünyaya geldiğim anda, bebektim aynı zamanda, 27 Eylül 2006
İki kapılı bir dünyada, birşeyler yapmaya çalıştım yıllar içinde…
Öğrenmeye, öğretmeye… Katkıda bulunmaya… Şuursuz bireyler şuur aşılamaya. İlgisizlere ilgi pompalamaya…
Sonra ne mi oldu? Gelin hep beraber çözelim bu davayı…