Her şey olabilir, hiçbir şey olamaz…

Vücudunuzda 24 saat boyunca neler olduğunu biliyor muydunuz?
06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.
07.00 Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.
08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.
09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.
10.00 Organizmanın kendine gelme, ‘ben burdayım’ deme saati. Fazla enerjik, vücut en yükes ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. ‘Kısa süre belleği’ iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.
Hazır cevaplık saati
11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.
12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor.
Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.
13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.
14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).
Hoş geldin enerji
15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.
16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.
17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 ‘ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.
18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.
19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.
20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyorr. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.
Yemeği kesiyoruz
21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen herşey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.
22.00 Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.
23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.
Tatlı rüyalar
24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.
01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.
02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.
03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.
04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.
05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

Merhaba herkese,
Uzun süredir yazmıyordum. Ancak bugün bir değişiklik yapayım dedim. Beni bunca zaman sonra yazmaya teşvik edense yukarıda fotoğrafı bulunan Yeşim Salkım oldu. Neden mi?
Çünkü bu hanımefendi dün gece Okan Bayülgen’in Disko Kralı programına katıldı. Uzun zamandır kendisini ekranlarda görmüyordum, iyi de oluyordu. Salkım Hanım, yeni bir albüm çıkarmış ve bu albümündeki süper (!) bestelerin tanıtımını yapmak için Bayülgen’in programına çıkmış. Buraya kadar her şey normal!
Programa çıktığından beri bir sinir harbi içinde olan Yeşim Salkım, “Bir olay çıkarsam da stüdyoyu terk etsem” ertesi gün tüm haber siteleri, medya siteleri ya da gazeteler beni yazar mı diye içinden düşündüğünden olsa gerek sonunda olayı patlattı ve ortamı gerip programın içine ederek düşündüğü eylemi gerçekleştirdi.
Buna sebep olarak da Serdar Ortaç’la Okan Bayülgen’in sürekli dalga geçmesini gösteren Salkım, orada bulunmayan kişiler hakkında bu tarz yorumlar yapılmasının doğru olmadığını söyledi.
Peki bu Salkım Hanım, daha önce bu tarz polemiklere girip kendisine uzatılan mikrofonlara karşı, o an orada bulunmayan insanlara laf sokan kişi değil miydi? Peki aynı Salkım Hanım daha önce neredeydi de şimdi avukat oldu.
Cevap basit: Bu Salkım Hanım, muhteşem albümüne büyük Türk bestecisi Serdar Ortaç’tan 2 şarkı almıştı. Albümüne şarkı aldığı kişiyle dalga geçilmesi onu gerdi ve de zaten program başlar başlamaz agresif bir tutum sergilediği için de kendine yakışanı yaptı ve stüdyodan çekip gitti. İyi de yaptı, daha fazla izlemeye tahammülüm kalmamıştı çünkü.
Şimdi bu konuyla ilgili benim diyeceklerim ise şunlar:
Bu yazı burada sona erdi…
Uzun süredir yazamıyorum. Yoğunum, kargaşadayım. Ya da bu bir bahane, bilmiyorum. Tek bir şey var bildiğim, uzun süredir yazamıyorum…
İçimden gelmiyor, hissedemiyorum, körelmişim…
Belki de buralardan başka yerlere gitmişim…
Anlatacak şeyler çok, yazabilecek şeyler çok, dışarı çıksan dolaşsan, baksan neler var neler…
Örneğin bu aralar şuna taktım: “Al 1 milyon git.” İstiklal’deki Spidermanci adam. Cama ‘tak’ diye atıyor ve bağırıyor: “Eşine al, dostuna al, oğluna al, yeğenine al… Al 1 milyon git ‘tak’.”
Her seferinde diyorum içimden “Alsam mı bugün, ofise gidip cama atsam mı?” Sonra diyorum, “Allah’ın günü mü yok? Boşver yarın geçerken alırsın.” Günler birbirini kovalıyor. Ve ben Spiderman alamıyorum. Belki o adam o işten vazgeçecek, başka bir şey olacak ve ben o 1 milyonluk zevki hiçbir zaman yapamayacağım. “Şu yoğunluk geçse, ofiste her şey normalde dönse…” Bu düşünce yüzünden belki de o kadar şey erteliyorum ki, ama bildiğim tek şey var: Bu yoğunluk hiç bitmeyecek.
Bir de bizim pasajın önünde “Buyrun by retro” vardı. Frak giyen adam. Her gün önünden geçerdim. Bir kere “Naber” demedim. Sonra 1 baktım bir gün gitmiş. Ondan sonra gelenler onu arattı. Artık kimse şapkasını öne doğru eğip “Buyrun mösyö, matmazel by retro” demiyor. Şimdi Hacivat kılıklı bir adam var. O ama stabil, sadece bağdaş kurup bekliyor. Yakında değişir…
Hayat akıp gidiyor… Fıççın var bir de… Hani şu öğle yemekleri hıncahınç dolan yer. Tek bir sokak, tamamı Fıççın. Müdavimi olduk. Sebze yiyorum.
Üzerinize afiyet, sesim çıkmadığı dönemde baya kilo aldım. Şimdi verme zamanı… Acaba kilosal problemler mi beni bezdiriyor. Sanmıyorum…
Neyse işte ben yazamıyorum…
Günlük, bu da sana kapak olsun!
29 Temmuz 2009
00.47 – Yenilevent…
Unutulmuş birer birer, eski tostlar, eski tostlar, ne bir salam ne bir sucuk, eski tostlar, eski tostlar...
| Bana ne sormak istersen, soldaki metin kutusuna yaz, sonra "send"e bas! |