AlpSolak.com

Her şey olabilir, hiçbir şey olamaz!

Alp Solak çadırdan çıkarken
11 Ağustos 2011

Yer Ömerli, İstanbul… Festivalin adı H2000. Haliyle de sene 2000. Türkiye’nin ilk kamp kurmalı festivalindeyiz. Tüm gece boyunca durmadan yağmur yağdı durdu… Ancak bizdeki müzik dinleme hevesinde bir azalma olmadı. Giyecek çorap bile bulamadık, sırılsıklam olduk ama o sene orada olmaktan büyük keyif aldık. Şimdi olsa o tadı alır mıyız? Bu sahtelik içinde zor, çok zor azizim!

28 Nisan 2010

Bugün benim doğum günüm. 30′a 1 kala hayat devam ediyor. Geri kalan 29 yılın muhasebesini yaptığımda, toplayıp çıkardığımda hayatımda güzelliklerin ağır bastığını söyleyebilirim. Öncelikle yanlışım ve hatalarım da olsa özünde iyi ve doğru bir insan olduğumu düşünüyorum. Son 6 – 7 yılım büyük mücadeleler içinde geçti. İnsan üniversiteyi bitirince birden kendini büyük bir mücadelenin göbeğinde buluyor. Elbette, bu herkes için geçerli değil, ancak çalışmak, kazanmak, üretmek ve kendi emeğinden elde ettiği iyi-kötü gelirle geçinmek için yaşayan insanlar için bu durum böyle… Ben de hemen ilk iş askerliği geride bıraktım, ondan sonra da kendimi kurtlar sofrasında buldum. Bu sofrada eğri adamlar  [ Devamını oku ]

31 Aralık 2009

İşte son filmim, oynata basıp izleyin. Film İsveç yapımı, çekimler 2 sene sürdü, yorucu bir çalışmaydı ama deydi. Herkesi sinemalara bekliyorum…

25 Mart 2009

Bugün yazasım var. Bazen hiç olmuyor ama bugün var. Bazen bu dünyadan başka dünyalara astral seyahat mi yapıyorum nedir bilinmez, içimdeki tüm enerji çekiliyor ve günler birbiri ardına sıra gelen aynı durumlar vaziyeti halini alıyor. Bazen de kendi içimden bir ses “Oğlum bugün sende ışık var, git bir şeylerle uğraş, boş boş durma, vazgeçme” diyor. İşte bugün öyle günlerden biri. Umutsuz olmak ve umutlu olmak işte bu kadar değişime ve içsel kargaşaya açık konular. Bir gün içinde tamamen değişebiliyor. Yaşadığın her gün bazen bir ızdırap olabilirken, nefes aldığın her saniye hiç bitmesini istemediğin bir dizi gibi insanı sürükleyip götürebiliyor. Aslında  [ Devamını oku ]

17 Mart 2009

Bitenleri sevmem ama sabit kalanları da. Bir şey ya sürekli değişmeli, gelişmeli, ya da biran evvel bitmeli. Sonlar, her zaman mutsuz olmaz. Ya da ilk başta mutluluk vermez. Etkisi, süreç işledikçe hissedilir. Eskilerin dediği gibi de, “Her işte bir hayır vardır.” Demin günlüğüme baktım. En son 24 Şubat’ta yazmışım. Demek ki, o günden bugüne hayatımda belirgin bir durum olmamış ya da benim anlatacaklarım içimde birikmiş. İkisinden biri, belki de her ikisi… Uzun zamandır zaten bitişi bekliyordum. O yüzden gazetemizin kapanması benim için sürpriz olmadı. Buna hazırlıklı mıydım peki? Hayır… Ben panik yapmayı ya da panik olmayı sevmem. Elbette, benim de  [ Devamını oku ]


E-posta listeme üye olun!

Yeni bir şey yaptığımda size e-posta ile haber veriyim. Ben de rahat edeyim, siz de rahat edin.



Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes