Aslına bakarsanız ben futboldan son zamanlarda herkes gibi soğudum. Bu sene biraz iğme kazanan takımım Galatasaray da olmasa inanın hiç maç falan izlemeyeceğim. Ancak futbol öyle bir oyun ki, ondan bir ara kopabilirsiniz, ilgilenmeyebilirsiniz, takımınızda tanıyamadığınız futbolcular da olabilir, ancak eninde sonunda sizi kendine çeker. Bazen yoldan geçerken karşınıza çıkan bir teneke kola şişesine vole vurmak istediğinizde, bazen mahalle çocuklarının topu size doğru yavaş yavaş süzüldüğünde… İçinizdeki o ateş birden bire yine yanar ve kendinizi yeniden statlarda ya da TV karşısında görmek, takımınız için heyecanlanmak, gol atınca sevinmek, yenilince ağlamak istersiniz. Ben inanıyorum batağın içindeki futbol da er-geç eski günlerine dönecek, [ Devamını oku ]
Dün yani 4 Nisan 2011 Pazartesi işten eve gelip bir maç izledim. Maç mı izledim, korku filmi mi izledim anlamadım. İçim ürperdi. Midem bulandı, kusasım geldi ama dedim değmez bunlar için yediklerimden olmaya… Vazgeçtim… Beni bu hale getirende ne korkunç bir sapık katilin maceralarını ne de eciş bücüş yaratıkların, iğrenç mahlukatın insanların kafasını kopardığı bir korku filmi değildi. Sadece Antalyaspor – Galatasaray maçını izledim. Oysa ne hevesle gelmiştim eve… Onca yorgunluğuma, uykusuzluğuma rağmen, beni Salı gününe daha zinde hazırlayacak erken ve güzel bir uyku yerine, genel anlamda sadece takımımın maçlarını izlemek için ayda 100 TL’den fazla para verdiğim dijital platformun [ Devamını oku ]
Bir Ömer Üründül’dür gidiyor yazılı basında ve internet sitelerinde. Yok kötü yorumculuk yapıyormuş, yok klişe laflar ediyormuş, yok efendim futbol bilgisi yokmuş… Bir ton safsata… Memlekette konu kalmadı herhalde (ki her gün onlarca abuk, sabuk konu çıkıyor maşallah) herkes işi gücü bırakmış Üründül’e çakabildiği yerden çakıyor, belden aşağı vuruyor. Ben Ömer Bey’i tanımam, etmem. Kendisini bugüne kadar sadece ekranlarda gördüm. Uzun yıllardır ATV ve TRT’de yayınlanan maçlardaki yorumlarını dinliyorum. Bazen anlamsız laflar etse de, değişik tepkiler verse de Ömer Üründül hiçbir zaman beni rahatsız etmedi. Aksine onun yorumlarını maç sırasında dinlemekten keyif aldım. Televizyona çıkıp yorum yapan ve yaptığı sanan [ Devamını oku ]
Son zamanlarda duyduğum hiçbir haber bana bu denli “Helal olsun” dedirtmemişti. İyi oldu, hatta “çok güzel” oldu. Bazılarının bildiği, çoğu kişinin bilmediği üzere ben Galatasaray taraftarıyım. Ancak, bu benim memleketin en güzel statlarından birinin (Fenerbahçe – Şükrü Saracoğlu) fotoğrafta görmüş olduğunuz kişiler tarafından yakılmasını hoş karşılayacağım anlamına gelmez. Hatta, büyük bir öfkeyle karşıladığımı söyleyebilirim. Bazılarınız bana “Sana ne” diyebilir, varsın desin, önemli değil. Ama ben ülkemde sebebi ne olursa olsun böyle saçma sapan hareketlerin olmasını istemiyorum. Takımın yenilmiş olabilir, son dakikada tek golle şampiyonluktan olmuş olabilir, hatta ve hatta yanlış anons sonucunda 3 dakikalık yalan bir şampiyonluk sevinci de yaşatılmış [ Devamını oku ]
Merhaba günlük, Yine bayadır yazmıyordum. Bugün bir yazayım dedim sana… Aslında hem günlük yazısı yazmak hem de dünün en önemli olayı Galatasaray – Fenerbahçe maçından biraz bahsetmek istedim. Önce biraz klasik günlük yazısı yazayım, sonra derbiden bahsedeyim… İki ayrı yazı yazacak halim yok, saat gecenin 2′si ve yarın iş var. Dün, 4 senedir görmediğim eski kız arkadaşım Burçun’la buluştum. Onu yıllar sonra görmek güzeldi. Ne yazık ki, bazı olaylar yüzünden yıllarca konuşmadık ama ben bunu istememiştim. İnsanlar bu hayatta değer verdikleri kişilerle sonsuza kadar küs kalmamalı. Ben her zaman onun iyiliğini istedim, her zaman mutlu olmasını diledim. Umarım, bundan sonra [ Devamını oku ]



