Son yıllarda televizyonda yapılan programlara baktığımda Türkiye’nin geleceği için açıkçası çok olumlu düşünemiyorum. Hatta her geçen gün biraz daha kötü düşünceler kaplıyor içimi… Klasik yorumlara girmeyeceğim, yok efendim “TV’de yayınlanan programlar çok kalitesiz”, neymiş efendim “kaliteli, orijinal hiçbir şey yok”, “ay ben hiç izlemiyorum” gibi geyik yapmayacağım. Çünkü TV’de kalite derdinde değilim. TV denilen ve her evde olan aletin insanları eğitmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanları eğitmesi gereken daha önemli olgular var: Aile, çevre, okul ve bunun gibi… Eğitilmiş bir birey zaten ne yapıp ne yapmayacağını, ne izleyip izlemeyeceğini bilir, ona göre hayatını yaşar… Günümüzde zaten TV’de her saat her türlü programlar mevcut, isteyen [ Devamını oku ]
Bir Ömer Üründül’dür gidiyor yazılı basında ve internet sitelerinde. Yok kötü yorumculuk yapıyormuş, yok klişe laflar ediyormuş, yok efendim futbol bilgisi yokmuş… Bir ton safsata… Memlekette konu kalmadı herhalde (ki her gün onlarca abuk, sabuk konu çıkıyor maşallah) herkes işi gücü bırakmış Üründül’e çakabildiği yerden çakıyor, belden aşağı vuruyor. Ben Ömer Bey’i tanımam, etmem. Kendisini bugüne kadar sadece ekranlarda gördüm. Uzun yıllardır ATV ve TRT’de yayınlanan maçlardaki yorumlarını dinliyorum. Bazen anlamsız laflar etse de, değişik tepkiler verse de Ömer Üründül hiçbir zaman beni rahatsız etmedi. Aksine onun yorumlarını maç sırasında dinlemekten keyif aldım. Televizyona çıkıp yorum yapan ve yaptığı sanan [ Devamını oku ]
Türkiye garip bir ülke… “80 milyon nüfusumuz var” diyoruz, “Çok sayıda gencimiz var” diyoruz ancak ne hikmetse yabancı dil bilen sunucu yetiştiremiyoruz. Bu sebeple yabancı dil gereken bir organizasyon olduğunda hemen Korhan Abay’a sarılıyoruz. O da bu işi iyi yapıyor ve gerçek bir usta… Ancak neden bu topraklar, yabancı dil bilen sunucu konusunda bu kadar çorak… Özellikle koskoca TRT, o kadar kadrolu spikeri, sunucusu olmasına rağmen nedense en az 2 dili şakır şakır konuşan sunucuyu kadrosuna katamıyor. Hatta dil bilen sunucusu da yok herhalde. O sebeple ne zaman yabancı dil gereken bir organizasyon düzenlemek durumunda kalsa, hemen Korhan Abay’a sarılıyor. [ Devamını oku ]
Merhaba herkese, Uzun süredir yazmıyordum. Ancak bugün bir değişiklik yapayım dedim. Beni bunca zaman sonra yazmaya teşvik edense yukarıda fotoğrafı bulunan Yeşim Salkım oldu. Neden mi? Çünkü bu hanımefendi dün gece Okan Bayülgen’in Disko Kralı programına katıldı. Uzun zamandır kendisini ekranlarda görmüyordum, iyi de oluyordu. Salkım Hanım, yeni bir albüm çıkarmış ve bu albümündeki süper (!) bestelerin tanıtımını yapmak için Bayülgen’in programına çıkmış. Buraya kadar her şey normal! Programa çıktığından beri bir sinir harbi içinde olan Yeşim Salkım, “Bir olay çıkarsam da stüdyoyu terk etsem” ertesi gün tüm haber siteleri, medya siteleri ya da gazeteler beni yazar mı diye içinden [ Devamını oku ]
Bitenleri sevmem ama sabit kalanları da. Bir şey ya sürekli değişmeli, gelişmeli, ya da biran evvel bitmeli. Sonlar, her zaman mutsuz olmaz. Ya da ilk başta mutluluk vermez. Etkisi, süreç işledikçe hissedilir. Eskilerin dediği gibi de, “Her işte bir hayır vardır.” Demin günlüğüme baktım. En son 24 Şubat’ta yazmışım. Demek ki, o günden bugüne hayatımda belirgin bir durum olmamış ya da benim anlatacaklarım içimde birikmiş. İkisinden biri, belki de her ikisi… Uzun zamandır zaten bitişi bekliyordum. O yüzden gazetemizin kapanması benim için sürpriz olmadı. Buna hazırlıklı mıydım peki? Hayır… Ben panik yapmayı ya da panik olmayı sevmem. Elbette, benim de [ Devamını oku ]
Efendim hasta hasta yazmayı sevmiyorum aslında ama bazı durumlar vardır, hastalık, mastalık dinlemez. O an müdahele etmek, eylem yapmak gerekir. Bu da öyle bir vaziyet işte… Fazla lafı dolandırmak istemiyorum. Okan’ın Disko Kralı’nı izliyorum şimdi. Hâlâ karşımda açık. Konuklar, TEMA Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ. Böyle mükemmel bir ikiliyi görünce (yaşlarının toplamı 178) ve birbirlerine nasıl aşk ve sevgi ile bağlı olduklarını beyaz camdan farkedince buraya girip bir iki kelam etmekten kendimi alamadım. Aslında onların sevgisinin temelinde Vatan Sevgisi yatıyor. İkisi de bu vatan için hayatları boyunca çalışmış, dünya nimetlerini mümkün olduğu kadar az tüketmeye çalışmış [ Devamını oku ]
Evet bir kampanya başladı, kendini göstermek isteyen herkes orada maşallah. Önce www.ozurdiliyorum.com, sonra www.ozurbekliyorum.com… Ne ülkeyiz yahu… Yıl 1915. Savaş var. Doğu karışık. Dış ülkeler Osmanlı’yı yıkmaya çalışıyor. Bu sebeple içerisindeki azınlıkları ayaklandırıyor. İki tarafta ağır kayıplar veriyor. Ben o yılları yaşamadım. Yaşamadığım, görmediğim olaylara hep şüphe ile bakarım. İki tarafında elinde mutlaka belgeler var. Şimdi bu kadar yıl geçmiş üzerinden. Ermeniler devlet kurmuş, Osmanlı Türkiye Cumhuriyeti olmuş. Üzerinden nesiller geçmiş. Biz hâlâ 1915′i tartışıyoruz. Neden, çünkü yurtdışında bazı ülkeler sözde Ermeni Soykırımını bahane edip üstümüze saldırıyor. Ermeni lobisi o ülkelerde etkin. Sonuçta bizden talep edilen ne… Önce tazminat, sonra [ Devamını oku ]
Merhaba dostlar, Uzun zamandır bir yorum yapmıyordum. Artık bir yorum vakti geldi herhalde. Bir ‘Yemekteyiz’dir gidiyor. Yarışma baya tuttu. Herkes giyiyor pijamasını, alıyor cipsini, kolasını, birasını, çayını, geçiyor evde TV’nin başına, açıyor Show TV’yi ve başlıyor insanların birbirlerine yemeğe gitmesini konu alan yarışmayı izlemeye. Ben de izliyorum ve gerçekten çok gülüyorum. Tipler hakikaten komik ve özel seçim. Özellikle bazı laflara kopmamak elde değil. Beni en çok güldürenler şu ana kadar Hasan Bey, Naim, Sahra Hanım ve en son Garip mi ne var o oldu. Bu kadar çeşidi bir araya getirmek valla kolay değil. Sanırım bu anca bizim gazetede ya da [ Devamını oku ]
Merhaba günlük, Aslına bakarsan senin özel bir isim olup olmadığına henüz karar veremedim. Seni insanlaştırsam mı, yoksa sıradan bir günlük gibi görsem kararsızım. O yüzden bazen adını küçük harfle ‘günlük’ diye bazen baş harfi kapital ‘Günlük’ olarak yazıyorum. Buna karar verdikten sonra sana hep aynı şekilde hitap edeceğim, umarım o zamana kadar alınmazsın bana. Ve de haklısın. Sana hep geç saatlerde yazıyorum. Daha erken yazmak istiyorum ama hep bir işim çıkıyor. Kızma ne olur… Bu kadar geyik bir girizgahtan sonra bugün ne yaptım sana ondan bahsetmemi ister misin? İstersin, istersin… Şimdi elbette sabah herkes gibi kalktım ama herkes gibi erken [ Devamını oku ]
Bir paşa masajı yaptırdım, bu meslekte kaç senede elde edemediğim ilgiyi alakayı gördüm. Peki masajı nasıl yaptırdım? Zaten gazeteyi okuyanlar bilir. Okumayanlara da farklı bir çerçevede olayı anlatayım kısaca. Malum biliyorsunuz ünlü ABD’li Hollywood yıldızı John Travolta abimiz, sırf paşa masajı yaptırmak için ülkemizi geçtiğimiz haftalarda ziyaret etti. Daha sonra Tarihi Galatasaray Hamamı’na gitti ve masajını yaptırarak üzerindeki tüm gerginliği attı. Eee, koskoca Travolta sırf bu masaj için ülkemize gelince de masaj bir anda gündeme oturdu. Biz de farklı bir habere imza atalım dedik ve gidip paşa masajını birebir yaptırmaya karar verdik. O gün sabah Taksim’de fotoğrafçı arkadaşım Emrah’la buluştum. [ Devamını oku ]


