AlpSolak.com

Her şey olabilir, hiçbir şey olamaz!

kalp
10 Şubat 2011

14 Şubat 2011 günü yalnız mı olacaksınız? Sakın üzülmeyin… Çünkü sizin için derlediğim alternatif programları deneyerek, “İyi ki, bu 14 Şubat’ta yalnızım” diyeceksiniz… Vakit geldi çattı… Yılın en romantik günü, önümüzdeki birkaç gün içinde vuku bulacak. Bütçeler hazırlandı, internetteki alışveriş siteleri didiklendi, eş-dost tavsiyesi alındı, fırsat ve indirim siteleri takip edildi, rezervasyonlar yapıldı… Her şey hazır… Fakat o da ne? Yoksa siz yalnız mısınız, yoksa 14 Şubat’ı size bayram edecek bir sevgiliniz yok mu? Önümüzdeki birkaç gün içinde de “Ne yapar eder, birini bulurum” diyecek kadar da kendinize güvenmiyor musunuz? O zaman hiç üzülmeyin. Paniğe gerek yok… Çünkü 14 Şubat  [ Devamını oku ]

24 Mart 2009

Aşk mektubu yazmak normal bir mektup ya da e-posta yazmaktan farklıdır çünkü içine aşkınızı en iyi şekilde yansıtacak duygularınızı katmanız gerekir. Özellikle internetin çıkmasıyla birlikte 19. yüzyılda yazılan güzel aşk mektupları iyice azaldı. Bu sebeple aşkına mektupla seslenmek isteyenler için şaşırtıcı ve etkileyici aşk mektubu yazmayı size öğretmek istedik. İhtiyaçlar Zarfı kapatmak için mumdan yapılmış mühür Kâğıt Zarf Şiir kitabı Parfüm Pul Dolma kalem 1. adım: Mükemmel kâğıt ve kalem kullanın. Bazıları aşk mektuplarını klasik ofislerde kullanılan kâğıt ve kalem ile yazıyor. Bu tip malzemeler romantik bir hava yaratmaz. Bu sebepler kalın, kaliteli, zarif bir kâğıt kullanmalısınız. Sıradan bir kalem  [ Devamını oku ]

14 Şubat 2009

Uzun zamandır yazı yazmıyordum. Neden? Cevap basit içimden gelmiyordu… Bazen tükenirsin, söyleyecek sözün kalmaz, yapacak enerjin olmaz ya da doğru zaman değildir konuşmak için. O zaman en iyisi zırvalamak yerine beklemektir. Ben de herhalde öyle bir anı bekledim. Aslında bugün de yazasım yoktu ama biraz evvel tarihe baktım ve 14 Şubat’a girmiş olduğumuzu gördüm. Aziz Valentine denen adamdan gelen bugün yüzlerce yıldır kutlanıyor. Bu herif, birbirine kavuşamayan sevgileri evlendirirmiş. Yani o zamanın sanırım şimdi bakmaya kasamayacağım 300′lü yılların Esra Erol’u. Bu arada hâlâ Esra Erol mu, yoksa Eron mu çözemedim. Eğer Esra o zaman yaşamış olsaydı, herhalde bugünün ismi İngilizce  [ Devamını oku ]

21 Aralık 2008

Saat sabahın 4′ü. Bugün kadınları irdeleyeceğim. Birkaç saat sonra da işe gidip çalışacağım. O yüzden hızlıca yazayım, sonra da güzel bir uyku çekeyim birkaç saat. Evet konumuz kadınlar ve aldatılma psikolojisi. Şimdi bir erkek olarak benim bu konuda yorum yapmam biraz saçma gelebilir baştan. Ama kadınları yeterince tanıdığıma inanıyorum. Önce maddeler… Bir kadın gerçekten erkeğini seviyorsa aldatılmayı kaldıramaz. Kadınlar asla unutmaz, içine atar, zamanı geldimi yüzünüze vurur. Sevgisi bittiyse, daha iyisi olana kadar gene sizinle olur ama daha iyisini bulduğunu anlayınca basar gider. Fakat her şeye rağmen seven kadın bir şekilde affeder ama zaman gerekir. Baskıyla kadınları döndüremezsiniz böyle periyotlarda.  [ Devamını oku ]

17 Aralık 2008

Merhaba günlük, Aslına bakarsan senin özel bir isim olup olmadığına henüz karar veremedim. Seni insanlaştırsam mı, yoksa sıradan bir günlük gibi görsem kararsızım. O yüzden bazen adını küçük harfle ‘günlük’ diye bazen baş harfi kapital ‘Günlük’ olarak yazıyorum. Buna karar verdikten sonra sana hep aynı şekilde hitap edeceğim, umarım o zamana kadar alınmazsın bana. Ve de haklısın. Sana hep geç saatlerde yazıyorum. Daha erken yazmak istiyorum ama hep bir işim çıkıyor. Kızma ne olur… Bu kadar geyik bir girizgahtan sonra bugün ne yaptım sana ondan bahsetmemi ister misin? İstersin, istersin… Şimdi elbette sabah herkes gibi kalktım ama herkes gibi erken  [ Devamını oku ]

13 Aralık 2008

Şimdi aşk hakkında bir yazı yazacaktım tam. Televizyonda Oktay Kaynarca var. Ona aşkı sordular. Bakalım ne cevap verecek. Aşk Oktay’a göre: Çocuklarının anası, herkesin anası, nerede olursa olsun, zirvede de olsa çocuklarının anasına duyduğu sevgi. Adanalı’da aşk yok. Bir kere aşık olmuş, hâlâ onu seviyor ve hayaliyle yaşıyor. Sinirinin sebebi de o. Ben büyüklerimin sözünü dinlerim. Aşk, imkânsız demek. Ulaşıldıktan sonra aşk olmaktan çıkıyor. Aşk bana göre hastalanmak. Acı çekmek. Maalesef yaşanmak zorunluluğu var. Çünkü aşık olmadan insan olunmuyor. Aşık olup acı çektikten sonra, ben nereden düştüm buna diye hayıflıyorsun, bütün sanat eserleri de aşıkken çıkıyor. Evet Oktay doğru söyledin.  [ Devamını oku ]

11 Aralık 2008

Merhaba millet, Evet bu aralar taktığım konulardan biri aşk. Ben aşk böcüğü müyüm? Hiç sanmıyorum. Aşksız yapamaz mıyım? Herhalde en çok ben yaparım. Peki neden taktım, nedir benim derdim? Artık arada sırada sırf bu konuda yazacağım. İlişkileri irdeleyeceğim çünkü böyle böyle gelişirim diye düşünüyorum. Evet aşk aramıyorum, sevgilim olsun diye kasmıyorum ama yaşadığım tecrübeler bana gösterdi ki, bu dünyada seni en az senin kadar düşünebilen, sevebilen birinin olması sana her konuda güç veriyor, seni büyütüyor ve geliştiriyor. Yani kısa da olsa uzun da, ne yalan söyliyeyim biri varken daha bir güzel hayat, daha bir zevk alıyorsun yaptığın işten, yediğin yemekten…  [ Devamını oku ]

11 Aralık 2008

Saat çok geç olmuştu, artık uyumam gerekiyordu. Fakat bir yandan da uyanık kalmalıydım. Çünkü belki o arayabilirdi. Günlerdir telefonunu bekliyordum. Telefon her çaldığında, her mesaj geldiğinde elimi şiddetle hemen telefona götürüyor ama gereksiz SMS’leri ya da lüzumsuz kişileri görünce bir o kadar yıkılıyordum. Televizyon açıktı ama sesi kısık. Salon tamamen karanlıktı. Odayı aydınlatan tek ışık, dizüstü bilgisayardan gelendi. O da sessizdi. Sadece sağ tarafında MSN açıktı. 10-11 kişi vardı ama kimse ne beni düşünüyordu ne de ben onları. Odanın duvarında saat vardı. Saat başlarında çalıyordu. Saat gece 3′te yine çaldı. Bir anda sessizlik yerini saatin ziline bıraktı. Bir yandan başım  [ Devamını oku ]

11 Aralık 2008

11 Aralık 2008 Perşembe @ 18.15 Herkese merhaba, ‘As I Sadly by Her Sin’ üstüne biraz ‘It’s Probably Me’, belki bana bu satırları yazdıran! Kurufasulye üstüne pilav gibi oldu ama aslında hayatımızda o etkiyi yaratan o kadar çok şey var ki… Saymayacağım şimdi orasını şiz düşünün. Benim derdim de bu değil zaten… Evet bu iki şarkıyı dinledim ve şu an The Cure’dan ‘I Will Always Love You’ dinliyorum. “I will always love you” yani seni daima seveceğim… Gerçekten bu mümkün mü? Hayatta bir insanı ömür boyu sevebilir miyiz? Biz istetesekte o insan buna izin verir mi? Bünyesi kaldırır mı? Yoksa  [ Devamını oku ]


E-posta listeme üye olun!

Yeni bir şey yaptığımda size e-posta ile haber veriyim. Ben de rahat edeyim, siz de rahat edin.



Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes