Küstahlığımı nezaketim götürdü Sadece kendime bakakaldım. Kararsızlık bir an sürdü. Gizlenen insanların ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Selamımı tanıdıklar götürdü. Saygı bekleyince alçaldım. Kararsızlık bir an sürdü. Kendinibeğenmişlerin ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Ağlamayı ölenler götürdü. Kendimi ölmez sanınca ufaldım, Kararsızlık bir an sürdü. Ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Sonsuzluğu ufuklar götürdü. Yarattığım dünyaların içinde daraldım. Kararsızlık bir an sürdü. Başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Aydınlığı bulutlar götürdü. Yıldızlara doğru yol aldım. Kararsızlık bir an sürdü. Varanlarla duranların ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Özdemir Asaf
Ona seni anlattı, sana onu anlattı. Başı ona anlattı, sana sonu anlattı. Yarım yarım yaşayan darmadağın evlere, Birin ne kadar bütün olduğunu anlattı. Özdemir Asaf
Önce, büyük büyük düşündüm; Sonra büyük büyük yaşadım. Ne varsa, onlar aldı. Şimdi bana küçük bir ölüm kaldı. Özdemir Asaf
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin. Özdemir Asaf
Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece Uykuda dahi yürüyom Kalmaya sebeb arıyom Gidenleri hep görüyom Gidiyorum gündüz gece Kırkdokuz yıl bu yollarda Ovada dağda çöllerde Düşmüşüm gurbet ellerde Gidiyorum gündüz gece Şaşar Veysel işbu hale Gah ağlayan gahi güle Yetişmek için menzile Gidiyorum gündüz gece Aşık Veysel
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı
Hava kurşun gibi ağır! Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum… O diyor ki bana: — Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana… «Deeeert çok, hemdert yok» Yüreklerin kulakları sağır… Hava kurşun gibi ağır… Ben diyorum ki ona: — Kül olayım Kerem gibi yana yana. Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.. Hava toprak gibi gebe. Hava kurşun gibi ağır. Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum. Nazım Hikmet
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum, sen yoksun! Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih’te yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne [ Devamını oku ]
Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telaşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklımıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı; Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vaktiniz olmadı. Behçet Necatigil 13 Aralık 1979′da aramızdan ayrılan büyük şair Behçet Necatigil’i ölümünün 29′uncu yılında sevgiyle anıyorum.