İzleyeniniz olmuştur herhalde, son zamanlarda TV’da bir reklam oynuyordu. Küçük bir kız çoçuğu, mutfakta annesinin yanında oturuyor ve annesi mutfak işleri yaparken vırvır konuşuyor, bundan bunalan annesi de kızın ağzına lolipop sokup onu susturuyordu. Şimdi herhalde, “Eee gariplik bunun neresinde?” diyeceksiniz. Baştan söyliyeyim o zaman, bu reklamda hiç bir gariplik yok. Bence başarılı bir reklam. Ben bu reklama, reklamcılık açısından bakmıyorum elbette. Zaten öyle bir haddimiz de yok, bunun bilincindeyim. Benim konum, küçüklükten beri bizi suskun, kabullenen, her şeye eyvallah diyen bireyler olarak bu toplumda yerimizi almamız için elinden geleni yapan zihniyet. Ağaç yaşken eğilir derler, katılırım bu lafa… Şöyle [ Devamını oku ]
Hiç şaşırmadım, 19 Ekim 2006 Dün yorgundum. İşte çalıştık, oyalandık. Akşam oldu. Eve geldik. Yemeğimizi yedik ve ekran karşısına geçtik… Ali Kırca vardı karşımda. Her zamanki gibi formdaydı. Neyse girmeyelim şimdi Alı Kırca’nın maceralarına, çıkamayız işin içinden… ATV Ana Haber’de bir de ne göreyim, kan şekeri düşen ve bayılan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, hastane önünde makam arabasının içinde mahsur kalmış ve balyozla kurtarılmış! Şimdi bu işte ne var diyecekseniz? Burası Türkiye haklısınız. Burada o kadar tuhaf şeyler oluyor ki, bir başbakanın makam aracında kilitli kalması ve canını balyozla kurtarması devede kulak kalır. Bu ülkede her yıl işsizler ordusuna [ Devamını oku ]