Merhaba günlük, Yine bayadır yazmıyordum. Bugün bir yazayım dedim sana… Aslında hem günlük yazısı yazmak hem de dünün en önemli olayı Galatasaray – Fenerbahçe maçından biraz bahsetmek istedim. Önce biraz klasik günlük yazısı yazayım, sonra derbiden bahsedeyim… İki ayrı yazı yazacak halim yok, saat gecenin 2′si ve yarın iş var. Dün, 4 senedir görmediğim eski kız arkadaşım Burçun’la buluştum. Onu yıllar sonra görmek güzeldi. Ne yazık ki, bazı olaylar yüzünden yıllarca konuşmadık ama ben bunu istememiştim. İnsanlar bu hayatta değer verdikleri kişilerle sonsuza kadar küs kalmamalı. Ben her zaman onun iyiliğini istedim, her zaman mutlu olmasını diledim. Umarım, bundan sonra [ Devamını oku ]
Ben kırgınım. Hem de çok kırgınım… Dünyaya 1981′de geldim. Darbe sonrası sanki lanetli bir kuşak olarak doğmuşum… Çocukluğum, gençliğim ve hâlâ genç sayılırsam şimdiki hayatımın bir muhasebesini yapınca eşittir çizgisinin altında kalan tek şey ‘kırgınlık’ oluyor. Türkiye’de 28 senede çok şey değişti. Krizlerle, savaşlarla, terörle, bombalarla, AB ile, Kıbrıs’la yatıp kalktık. Suni gündem maddeleri o kadar çabuk değişti ki, bir gün önce olanı ertesi gün unutuverdik. Toplum yozlaşmaya, gençler kandırılmaya, kapitalizm dünyanın tek hakimi olmaya başladı. Televizyon renklendi, kanallar amip gibi çoğaldı, özel radyolar açıldı, internet ortaya çıktı ama birçok şey de yok oldu. Dünyada statü getiren tek şey de [ Devamını oku ]
Bugün yazasım var. Bazen hiç olmuyor ama bugün var. Bazen bu dünyadan başka dünyalara astral seyahat mi yapıyorum nedir bilinmez, içimdeki tüm enerji çekiliyor ve günler birbiri ardına sıra gelen aynı durumlar vaziyeti halini alıyor. Bazen de kendi içimden bir ses “Oğlum bugün sende ışık var, git bir şeylerle uğraş, boş boş durma, vazgeçme” diyor. İşte bugün öyle günlerden biri. Umutsuz olmak ve umutlu olmak işte bu kadar değişime ve içsel kargaşaya açık konular. Bir gün içinde tamamen değişebiliyor. Yaşadığın her gün bazen bir ızdırap olabilirken, nefes aldığın her saniye hiç bitmesini istemediğin bir dizi gibi insanı sürükleyip götürebiliyor. Aslında [ Devamını oku ]
İnsanın hayatında her zaman her şey olması gerektiği gibi gitmez… Olmaması gerekenler de kümülatif etkiyle birbiri peşi sıra dizilir. Tıpkı tespih gibi… Birini çeker geride bırakırsın, bir başkası gelir, yorar seni… Geride bıraktığının etkisi, sonradan gelene kendini miras bırakır. Böylece üzerindeki yük her geçen gün daha da artar. Gerilir, gerilir, sonunda patlarsın. Böyle durumlarda hep bir ‘reset’ tuşum olsun isterim. Her şeye baştan başlayabilmek, sistem belleğini boşaltmak, gereksiz bilgileri silmek, kullanılmışları yok etmek, virüsleri temizlemek… Kısaca ferahlamak… Yüklerden kurtulmak, her şeye 0′dan başlayabilmek. O’a inip tekrar 1′e çıkmak. 1′den 2′ye atlamak, 3′ten 5′e bir anda çıkabilmek, sonra geriye dönecek enerjiyi [ Devamını oku ]
Evet bugün nispeten daha taze bir anıyı anlatıyorum. Geçtiğimiz ay falandı. Yaramaz bir kedi ağaca çıkmış. Tam yerini de söyleyim Taksim’deki meşhur Kazancı Yokuşu’nda… Neyse bu yaramaz kedi ürkmüş, ağaçtan inememiş ve itfaiye gelip kediyi ağaçtan kurtarmaya çalışmış. Fakat kedi o kadar yukarıdaymış ki, yavrucağaza ulaşamamış itfaiye erleri. Velhasıl, kediye birden cesaret gelmiş ve kendini en az ben deyim 6 siz deyin 10 metre yükseklikten aşağıya bırakmış. Bizim muhabir de olayı yakalamış ve kedinin kendini yere bırakış anını kare kare çekmiş. Buraya kadar her şey normal… Ben de editör olarak bu haberi gazeteye koyuyorum tabii. ‘Uçan Kedi’ ve bunun gibi başlıklar [ Devamını oku ]
Yukarıdaki başlık sadece Akbank reklamında duyduğum repliktir ve bu yazıyla hiçbir alakası yoktur. Merhaba günlük, Yorgunum, havalardan mı bilmem enerjim düştü gene ama ne bileyim çalışmak istiyorum devamlı fakat vücudum izin vermiyor. Biraz dinlensem iyi olacak herhalde. Hiç sevmiyorum ‘tembel teneke’ olmayı fakat işte 10-12 saat geçiren biri olarak ister istemez yoruluyorum. O yüzden sana yazamadım bir süredir… Fakat bu hiç yazmayacağım anlamına gelmez. Seninle konuşmayanı hayatımda neler değişti ya da değişmedi ondan biraz bahsedeyim. İşle alakalı çok fazla çalışmaya başladım. Artık daha çok yoruluyorum ve daha geç çıkıyorum işten. Gazetenin yeni formatı yorucu ve üzerinde çok çalışmak, ince eleyip [ Devamını oku ]
Evet günlük, Uzun zaman oldu ha! Bence de… Yazmak çok istiyorum sana ama çok yoğunum bir sürü şey var yapacak anca sıra sana geliyor. Yaaa… Tamam küsme. Telafi ederim ben geçen zamanı, sen üzme tatlı canını, elle patlıcanı… Neyse geyiksel günlük girişimizden sonra gelelim fasulyenin faydalarına. Gaz yapar… Onu da geçelim… Başlayalım… Neler var, neler yok! Valla ne olsun iyilik sağlık öncelikle. Bugün Deniz geldi. Sabahtan… 12.30 gibi damladı. Oturduk önce bir kahvaltı yaptık. Dün markete gitmiştim neyse ki, biraz pastırma, biraz salam, peynir falan almıştım. Azar azar, ucundan azcık… Bu arada yerde toz bırakmayan Vileda aldım. Daha doğrusu umarım [ Devamını oku ]
Sevgilisi ya da eşi olan her genç ya genç üstü erkeğin başına gelen en büyük kabuslardan biridir Mango. O özellikle 25-40 yaş arası kadınlar için bir fenomendir. Her erkek, sevgilisinin üzerine giydiği body, kazak, elbise, bluz vb. kıyafetlerde mutlaka MNG logosunu görmüştür. Özellikle sevişme fasıllarından sonra her zaman karşımıza çıkar bu güzel logo. Elbette Mango’nun en zararsız olduğu pozisyon yukarıda bahsettiğim durumdur. Peki Mango bir erkeğin ne zaman kabusu olur? Cevap basit: Bir alışveriş merkezinde ya da herhangi bir yerde olan Mango mağazasında. Sevgilinizle güzel bir hafta sonu geçirmek için çıkarsınız. Sinema, yemek, vesaire gibi aktiviteler yapmak istersiniz. Bunun içinde [ Devamını oku ]
Selam günlük, Öncelikle seni neden ihmal ettim gene ondan biraz bahsedeyim istersen. Bu aralar siteye yeni içerik eklemekten çok, yeni özellikler eklemeye, geliştirmeye kasıyorum çünkü. Haliyle onlar da vakit alıyor. Çünkü hazır kodları modifiye etme, kendi isteklerime göre uyarlamam gerekiyor. 2-3 gün uğraştım ve siteye kullanıcıların e-posta listesine kaydolmalarını sağlayan bir bölüm ve mini testler çözmelerini sağlayan bir başka bölüm ekledim. Mini test işi beni çok yordu ve bugün neredeyse tüm gün onunla uğraştım. Eklenti maalesef sırf sayfalar için geçerliydi ama ben testleri yazılara gömmek istiyordum ve saatlerce uğraşarak istediğimi yaptım. Artık sitede istediğim kadar testi ‘Mini Testler’ kategorisinin içinde [ Devamını oku ]
Anıları paylaşınca askerlik anılarını paylaşmamak olmaz. İşte size askerden bir anektot. Erzurum’dayım. Mevsim kış, aylardan şubat falan herhalde. Sene 2005. Kısa dönem muhafız piyade çavuşum. Silahım G3 piyada tüfeği. Görevim, timime şahsen örnek olurum, timimdeki askerleri sevk ve idare ederim. Timimdeki askerlerin sorunlarıyla birebir ilgilenirim. Timimdeki herkes bendendir. Ben timim. Neyse geçelim bunları… Tutturdular bizi gece atışına götürmek için. Hava nereden baksanız ben diyim -25, siz deyin -30 celcius. Hazırlandık, gittik silahlarımızı aldık. Sonra dışarıda otobüsün önünde bekliyoruz. Çünkü gece atışı yapılacak yer dağın başında ve bizi otobüsle oraya götürecekler. Nasıl olduysa ben bu kez erken hazırlandım diğerlerinden ve bekliyorum [ Devamını oku ]